YAZAR-KİTAP ve OKUR İLİŞKİSİ

Photo by Yury Rymko on Pexels.com

Kitaplar bir limandı benim için.
Kitaplarda yaşadım.
Ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.
Kitaplar benim has bahçemdi.
Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplardı.
Kitapların içindeki ışık, içindeki ruh, içindeki sevgi.
Ve içindeki çile, gözyaşı ve tecrübe kendine çekiyor beni. (s.37-38)
Dünyada her istediğimizle tanışabilir miyiz? Bir bakanın odasında on dakika kalmak, bir kraliçenin bakışlarını bir saniye üzerimize çekmek ne büyük bahtiyarlık. Ve hep buna benzer mesut tesadüfler peşindeyizdir. Yıllarımızı, duygularımızı, kabiliyetlerimizi harcarız bu uğurda. Sayısız zilletlere katlanırız.
Diğer yandan ise; bize her an kollarını açan bir dostlar topluluğundan habersiz yaşarız. İçlerinde hükümdarlar da vardır, devlet adamları da. Günlerce şikayet etmeden iltifatlarımızı beklerler. Ağız açmalarına izin vermeyiz. Gerçekte seçiş hürriyetimizin sonsuz olduğu tek dünya: kitaplar dünyasıdır. (s.107)
Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken okuyanın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez.
Yazar düşüncesini yardım olsun diye sunmaz. Layık mısınız değil misiniz? Anlamak ister. Altın neden toprağın derinliklerinde?
Okurken araştırmaya çıkacağınız maden: yazarın düşüncesi veya niyeti.
Araçlarınız: Zeka ve bilgi.
Büyükler, bayağıları meclislerine kabul etmez. Bayağı hissetmeyendir. Sevmeyen, sezmeyen, anlamayandır. Akıl doğruyu gösterir. İyi ile kötüyü ayıran ise; gönüldür. (s.108)
Tek kaygısı para olan bir millet yaşayamaz. Düşünceyi küçümsüyoruz. Kitaba harcadığımız parayı, atlarla kıyaslarsak, yerin dibine girmemiz gerekmez mi?
Kitap sevene, kitap delisi diyoruz. Kimseye at delisi dediğimiz yok.
Kitap yüzünden sefalete düşen görülmemiş. At uğrunda iflas eden edene.
Kitaplar altın gibi pahalı olsaydı hanımefendi ve beyefendiler arada bir okuma hevesine kapılırdı belki.
Kütüphaneler de resmi ziyafetler ve devlet binaları gibi pahalıya mal olsaydı; hükümetimizin daha çok iltifatına mazhar olurdu şüphesiz.
Kitap ucuz veya pahalı olduğu için alınmaz, kitabın tek değeri: okunmasıdır. (s.109)
Her kitap kapıları herkese ve ilk gelene açılmayan tılsımlı bir saraydır.

Kitaplar acıları, alışkanlıkları ve zilletleriyle, varoşları, gecekonduları ve lüks semtleriyle, Metropol şehirlere benzerler.
Kalbi vardır kitapların.
Onlar sırtına basıp ikbale tırmanacağın birer basamak değildir.
Kitapların kahrını çekecek ve hizmetinde bulunacaksın.
Senelerce hiçbir şey beklemeden, diz çöküp emirlerini dinleyeceksin.
Kaya homurdanır, mermer gülümser,
Ama konuşan yalnız Kitap’tır.
Ve her kitapta kendimizi okuruz. (s.260-261)
Denize atılan her şişe bir kitap. Asırlar, kumsalda oynayan birer çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar, belki açmazlar. (s.265)

BEYYİNAT tarafından Cemil MERİÇ / Bu ÜLKE kitabından özetlenmiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s